17 Kasım 2015 - 08:10
Puslu Ortamlarda, Doğru Safta Olmak Gerek

Puslu Ortama Aldanmadan, Doğru Safta Olmak Gerek

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu gün Suriye’de BOP (Büyük İsrail Projesi) iflas etmiştir.
Paris’te yaşanan terör olayını elbette dünyanın her yerinde yaşanan diğer terör olayları gibi kınıyor ve lanetliyoruz.

Ancak, terör batıda yaşanınca hemen herkesin hep bir ağızdan terörü lanetliyor olmasına rağmen dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan terör olaylarına sessiz ve seyirci kalınmasını anlayamıyoruz(!)

Batılıların canı can da, diğerlerinin ki patlıcan mı?!

Pakistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Afrika’nın birçok yerinde ve Suriye’de hemen her gün yaşanıyor bu olaylar.

Kısa bir süre önce ülkemizde yaşanan terör olayında yüzün üzerinde insan katledildi. Birkaç gün önce Lübnan’da onlarca insan katledildi.

Bu terör olaylarının hiç birinde batının gür sesini duyamadık.

Antalya’da G20 zirvesi için toplanan liderlerin ana gündem maddesi terör. Birlikte poz verip mesajlar yayınlıyorlar, teröre karşı kesin işbirliği yapacağız diyerek.

Fotoğraf karesine bakıyorum, iki sene evvel ülkemizde yaşanan ‘Gezi Olayları’nda Türkiye’yi kıskanıyorlar bunlar, bunlar darbeci, yaşanan olayların dış destekçisi batılı darbeci diye nitelediğimiz ne kadar lider varsa hepsi o karenin içinde.

Düşünüyorum kendi kendime, ya biz çok aptalız, ya da birileri bize aptal muamelesi yapıyor.

Madem bunlar darbeci, terörün destekçisi. Nasıl olacak biz bunlarla birlikte teröre karşı savaşıp ta başarı elde edeceğiz?

Hafızamı şöyle bir tazeliyorum ve aklıma şu takılıyor. Ya şu Fransa değil miydi? PKK’nın gelişip palazlanmasında aktif rol alan. Hani şu Bayan Mitterrand’ın Kürt sevdası tutmuş ve bizim Güney doğu illerimize bir ziyarette bulunmuş ve bir nevi terör örgütüne destek ve cesaret vermişti.

Almanya açık ve aleni bir şekilde bize sattıkları Leopar tanklarının PKK ile mücadelede kullanılmasını engellemiş ve yeni satışları durdurmamış mıydı?

Hatta o günkü Başbakanımız bu günkü Cumhurbaşkanımız; bunlar hem istihbarat kayıtlarında hem de itirafçı ifadelerinde var diyerek çekiç üç vasıtası ile müttefikimiz olan bir ülke (ABD) maalesef PKK ya destek vermiş demedi mi?

Peki nasıl oluyor da bölgemizde yaşadığımız olaylar bu kadar kritik bir döneme girmişken ve bu gelişmelerin iç huzur ve barışımızı ciddi manada tehdit ettiği bir ortamda böylesi dost görünümlü terör destekçileri ile belki de yıllarca kaderimizi etkileyecek bir mutabakat içinde birlikte hareket edebiliyoruz?!

Terör destekçilerinin ve darbecilerin genel karakteristik özelliklerinden en belirgin olanı; kurup saha ya sürdükleri terör örgütlerine en büyük desteği yaparlar ve etraflarına sürekli terörden şikâyet ederler. Bir taraftan bu örgütlerin lojistiğini sağlarken, diğer taraftan bu tür örgütlere karşı mücadele etmek gerekliliğini vurgulayıp durular. Bu örgütleri hedeflerini gerçekleştirmek için öncü olarak kullanır, hatta kendi hamlelerini yapacak zemini bunlar vasıtası ile hazır ederler.

Kenan Evren’e sorduklarında paşam neden sıkıyönetimde terörü durduramadınız da 12 Eylül sabahı her şey bir anda durdu? Alınan cevap; ortamın olgunlaşmasını bekledik…

11 Eylül saldırıları ve Afganistan’ın işgali yine bu bağlamda açık bir örnek değil mi?

Batı eliyle canavarlaştırılan Saddam’ın bahane edilerek Irak’ın işgal edilmesi.

Bunun gibi nice örnek olaylar varken önümüzde, bu günkü yaşananları bunların dışında değerlendirmek fazlasıyla saflık ve hatta aptallık olmaz mı?

Yıllardır özgürleştirmek adına Suriye darmadağın edildi. Bir günde zalim ve kan dökücü ilan edilen Esad bahane edilerek silah ve savaşçı akını başlatıldı Suriye’ye.

Onca para, silah ve savaşçı akınına rağmen Suriye’de istenilen gerçekleşemedi ve Esad ülkesinin teröristlerden arındırılması hususunda halkıyla birlikte mücadelesine devam ediyor.

Maalesef bu konuda en büyük zarar yine ülkemizin hanesine yazıldı ve yazılmaya devam ediyor.

Bu gün Suriye’de BOP (Büyük İsrail Projesi) iflas etmiştir.

Müflis ülkeler ve özellikle de İsrail bu durumun böyle devam etmesine tahammül edemez.

Çünkü bu savaşın istedikleri sonucu vermemesi, İsrail için sonun başlangıcı olacaktır.

Suriye’deki savaşa Rusya’nın aktif bir şekilde katılması, İran ve Hizbullah’ın daha güçlü bir şekilde sahaya inmesi, burada yapılacak hamleleri zorlaştırıyor.

Bunun için Suriye’de aktif rol alacak batı gücünün daha etkin katılımı sağlanmalı ve işbirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor.

Paris olayının hemen akabinde yaşananlar göz önüne alınıp bir de bu açıdan bakınca görülüyor ki; bu terör örgütü IŞİD’in eylemi olmakla beraber, plan ve zamanlaması tamamen efendilerine aittir.

Önce Suriye’ye doğrudan müdahil olmanın (haklı) gerekçesi oluşturulacak, Rusya’nın Esad’a olan desteği konusunda direnci kırılacak ve Esad yalnızlaştırılacak. İran, Hizbullah ve Esad’a bağlı Suriye ordusuna karşı geniş katılımlı batı (HAÇLI) kuvvetleri.

İlk bakışta bu ürkütücü ve korkunç bir tablo olarak karşımızda duruyor. Başarılması mümkün mü? Evet mümkün. Rusya bir takım çıkar hesaplarıyla razı edilebilir. Batı, topyekûn güçlü bir şekilde bölgeye girebilir.

Burada aklıma Kerbela savaşı başlamadan önce İmam Huseyn (a.s) ile Peygamber(sav)’e benzerliği ile meşhur oğlu Hz. Ali Ekber arasındaki diyalog geldi aklıma.

İmam(as) oğluna diyor ki; oğlum buradan sağ çıkış yok Ehlibeyt (a.s) erkeklerine. Hz. Ali Ekber (r.a) bilinen gerçeği vurgulamak adına diyor baba, hak üzere değil miyiz? İmam(a.s) elbette hak üzereyiz diye buyuruyor. Hz Ali Ekber, o zaman binlerce canımız olsa feda olsun bu yolda der. (Not: Bu diyalog orijinal olmayıp genel mana olarak aktarılmıştır.)

Burada gerçekten Allah(c.c)’a ve onun gücünün en üstün güç olduğuna inananlar için bir yol vardır. Haklı olmak ve hakla olmak. Eğer haklı iseniz ve hakla beraber iseniz zahiren görünen güçlerin en üstündeki gücün Allah(cc)’ın gücü olduğunu bilir ve ona tevekkül eder, sonucun saadet olduğu bilinci ile Allah(c.c)’in vaadinin gerçekliğine inanırsınız.

Nitekim Allah-u Teâlâ’nın vaadi hakkın galip geleceği yönündedir.

ABD ve batı blokunun (Haçlı Ordularıyla), ki o haçlı orduları var olan terörün müsebbibi ve hamisidir. Onların desteği ile hareket ederek kendinizi haklı görmek ve hak üzere olduğunuzu düşünmek gerçekle örtüşmez.

Bu gün Afrika ve Ortadoğu’da var olan terör örgütlerinin tamamı batı desteklidir. Eğer batının silah ve işbirlikçi Arap yönetimlerinin finans desteği olmazsa bu terör örgütlerinin hiç biri ayakta duramaz ve barınamaz.

Büyük İsrail devletini oluşturarak İslam coğrafyasını daimi sömürge haline getirmek isteyen haçlı grubu, ittifaklarına kattıkları İslam ülkeleri içinde çok ta hayırlı şeyler planlamaktadırlar.

Onların modern silahı, tankı topu, uçağı füzesi olabilir ama Mehmet Akif’in dediği gibi ‘’Bizim iman dolu göğsümüz’’ varsa eğer ve biz hak cephede bu şer odaklarına karşı kenetlenebilmiş isek, varsın gelsin batı tüm gücüyle üstümüze.

Bu çakallar la bir cephede olmaktansa, haklı cephede hakla beraber ölümü tatmak şereftir onurdur.

Güçlü olan yalnızca Allah(c.c) tır ve Allah(c.c)’ın vaadi mutlaktır.

‘’Galip olacak olan yalnızca HİZBULLAHTIR..!!!’’

Özcan Atam